İçindekiler:

10 Mayıs 2026
Sayı: KB 2026/04

1 Mayıs'ın ardından.
Taksim 1 Mayıs'ı
Kadıköy'de 1 Mayıs
İzmir'de 1 Mayıs
Ankara'da 1 Mayıs
Kayseri'de coşkulu 1 Mayıs!
Ortaca'da 1 Mayıs mitingi
Almanya'da 1 Mayıslar...
Fransa'da kitlesel 1 Mayıs
İsviçre'de 1 Mayıs eylemleri
Kürt hareketinde ideolojik silahsızlanma- H. Fırat
Dayanıksız hayaller ve katı gerçekler
Bahçeli'nin çıkışı ve "Öcalan açılımı"
Düzenden hesap sormak için ileri!
Gülistan Doku soruşturması...
Devletten saçılan pislikler
"Bozuk düzende sağlam çark olmaz!"
Eğitimde dayatma, sendikada tasfiye
6 Mayıs 1972'nin 54. yılında; Deniz ol!
6 Mayıs eylemleri
Kimin "güvenliği"?
Okullarımızda şiddet artıyor
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Okullarımızda şiddet artıyor…

Çürümüş düzene karşı mücadeleyi büyütelim!

 

Geçtiğimiz günlerde Urfa ve Maraş’ta okullarda peş peşe katliam boyutuna varan şiddet yaşandı. Bunlardan sadece bir ay önce de İstanbul’da Fatma Nur öğretmen okulda öldürülmüştü. Bunların failleri bizlerle aynı sırayı paylaşan, bizimle aynı yaşlarda olan gençler. Onlar bizlerin geleceğini çalan, bizleri yozlaştıran bu çürümüş düzenin gençliği getirebileceği en kötü aşamanın örnekleri. Şimdi bu yaşananların ardından pek çok şey tartışılıyor, analizler yapılıyor. Ama biz en baştan net olarak ifade edelim, bu yaşananların asıl sorumlusu, bir çocuktan katil yaratan bu çürümüş düzenin yani sermaye düzeninin ta kendisidir. Bunda saray rejiminin de çok özel bir rolü bulunmaktadır. 

Bu düzen bizlere bir gelecek vaat etmiyor. Anne ve babalarımız kölece çalışma koşullarında çalıyor, işsizlik, güvencesizlik, düşük ücretlerle bizi geçindirmeye çalışıyor. Okul masrafları, beslenme masraflarını karşılamakta pek çok işçi ve emekçi zorluk çekiyor. Bizler lise, ortaokul öğrencileri olarak krizin faturasını iliklerimize kadar hissediyoruz.

AKP-MHP iktidarı “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmeyi kafasına koymuş durumda. Baskıya, sömürüye, kirli savaş politikalarına, yağmaya, talana ses çıkartmayan yani kendilerine boyun eğen nesiller yetiştirmek için tüm imkanlarını kullanıyorlar. Baskıcı, gerici eğitim sistematik olarak eğitimin her kademesine yayılırken eğitimde bilimsellikten bahsetmek artık imkansız. Bu niteliksiz, her geçen gün daha da piyasalaşan eğitim sisteminin bedelini öğretmenlerimizle birlikte bizler ödüyoruz. 

Nitelikli ve bilimsel eğitim bizler için bir hayal haline gelmişken kapitalist düzen bizlere bir yandan da yoz kültürünü dayatıyor. İzlediğimiz dizilerden, oynadığımız oyunlara pek çoğu mafyaları, şiddeti övüyor. AKP-MHP iktidarı maneviyatı güçlü “dindar nesil” yetiştirdiğini iddia ediyor, ancak uyuşturucu kullanımı ilkokul sıralarına kadar düşmüş durumda. Uyuşturucuyla mücadele için gerekli önlemler alınmazken adeta teşvik ediliyor. Bunalım ruh halini, psikolojik sorunları pek çoğumuz yaşıyoruz. 

Ekonomik zorlanma, ailelilerimizle, yaşıtlarımızla ya da okul yönetimiyle yaşadığımız sorunlar bizleri yanlış yerlere ve yanlış tercihler yapmaya yönlendirebiliyor. Oynadığımız oyunlardan, okul çevresinde gittiğimiz kafelerden çeteler, uyuşturucu satıcıları bizleri ele geçirmeye çalışıyor. Bir yandan da cemaatler, tarikatlar karşımıza çıkıyor. Bizlere imkan sunduğunu, geleceğimizi kurtarabileceğimizi iddia eden bu cemaat, tarikat yurtlarında, okullarında tacize, tecavüze uğrayabiliyor, hatta bir yurt yangınında kapılar kilitli olduğu için ölebiliyoruz.

İşte bu karanlık ve yoz tablo son günlerde okullarımızda artan şiddete zemin hazırlıyor. Her yerinden çürümüş bu düzen her bir an şiddet üretmeye devam ediyor. Tüm anlattıklarımız bu bütünlük içinde değerlendirilmediğinde şiddet “münferit”, şiddetin önlenmesi ise “güvenlik uygulamaları” olarak sunuluyor. Ve hep bir ağızdan okullarda “güvenliğin” arttırılmasından bahsediyorlar. “Okul polisleri”nden kameralara, bekçilerden izleme cihazlarına kadar pek çok uygulama devreye sokulacağı konuşulmaya başlandı bile. Şimdiden söyleyelim bunlar şiddeti engellemek için yapılmayacak. Yaşananlardan kaynaklı sorumluluk üstlenmeyen iktidar sorumluluğu sosyal medyaya, oyunlara, kişilere yüklemek derdindir. Katliamı fırsata çevirmek isteyen saray rejimi “güvenlik” adı altında gençliği zaptruapt altına almak için adımlar atacak. Eğer bunlar şiddeti engelleyebilseydi Gülistan Doku nerede diye sormak durumunda kalmazdık. Gülistan Doku’nun soruşturmasında ortaya dökülenler bu düzenin bizleri “korumayacağı”nın en net göstergesidir. 

Bizleri kurtaracak olan örgütlülüğümüz, dayanışmamız, mücadelemiz ve eni sonu birliğimizdir! Bizler devrimci liseliler olarak bu karanlık tabloya teslim olmayacağız. Bu çürümüş düzeninin bizleri ele geçirmesine, geleceğimizi çalmasına izin vermeyeceğiz. Bizlere geleceksizlik, ölüm ve sömürüden başka bir şey vaat etmeyen bu düzene karşı devrim ve sosyalizm mücadelesini büyüteceğiz. Tüm arkadaşlarımızı bizlere dayatılan bireysellik ve yoz kültüre inat Devrimci Liseliler Birliği saflarında örgütlü mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.

Şiddet üreten düzene karşı yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Devrimci Liseliler Birliği

 

BSBL idaresi öğrencilere baskı uyguluyor

 

Okullarda artan şiddete karşı çeşitli kent meydanları ve okullarda eylemler gerçekleşti. Beylikdüzü Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileri ve mezunları da bugün (20 Nisan) sabah “Bir öğretmen bir öğrenci daha eksilmesin” diyerek eylem yapmak istemiş ancak günler öncesinden okul yönetimi çeşitli tehditlerde bulunmuştu. Bu sabah polis eşliğinde eylemin yapılmasını engelleyen BSBL okul idaresi tören sonrasında öğrencileri adeta sorguya çekmeye başladı. Devrimci Liseliler Birliği sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşım ile liselilere çağrı yaptı. Devrimci Liseliler Birliği’nin açıklaması şu şekilde:

“Beylikdüzü Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileri ve mezunları “Eğitimde şiddete son!” gündemi ile bugün bir eylem gerçekleştireceklerdi. Okul yönetimi eylemin haberini görür görmez günler öncesinden veli ve öğrenci arkadaşlarımızı tehdit etmeye başladı. Bugün ise tören saatinde polisi de yanına alarak arkadaşlarımızı tehdit eden yönetim okul içerisinde adeta çapraz sorgu başlattı!

Hazırlıkta okuyan arkadaşlarımız da dahil olmak üzere BSBL’nin mezunlar sayfasını takip eden öğrenciler tek tek müdür odasına çağrıldı!

Bizler okul yönetiminin bu aciz çabalarını geçen sene proje lise saldırısına karşı başlayan eylemlerden tanıyor ve hatırlıyoruz! “Eğitimde artan şiddete geçit vermeyeceğiz!” demek suç değil en temel talebimizdir! BSBL öğrencisi sıra arkadaşlarımıza çağrımızdır: Gelin liselerimizde artan sorunlara karşı, baskıcı idareye karşı, çürümüş eğitim sistemine karşı birlik olalım, mücadeleyi büyütelim!”

Kızıl Bayrak / İstanbul