İçindekiler:

10 Mayıs 2026
Sayı: KB 2026/04

1 Mayıs'ın ardından.
Taksim 1 Mayıs'ı
Kadıköy'de 1 Mayıs
İzmir'de 1 Mayıs
Ankara'da 1 Mayıs
Kayseri'de coşkulu 1 Mayıs!
Ortaca'da 1 Mayıs mitingi
Almanya'da 1 Mayıslar...
Fransa'da kitlesel 1 Mayıs
İsviçre'de 1 Mayıs eylemleri
Kürt hareketinde ideolojik silahsızlanma- H. Fırat
Dayanıksız hayaller ve katı gerçekler
Bahçeli'nin çıkışı ve "Öcalan açılımı"
Düzenden hesap sormak için ileri!
Gülistan Doku soruşturması...
Devletten saçılan pislikler
"Bozuk düzende sağlam çark olmaz!"
Eğitimde dayatma, sendikada tasfiye
6 Mayıs 1972'nin 54. yılında; Deniz ol!
6 Mayıs eylemleri
Kimin "güvenliği"?
Okullarımızda şiddet artıyor
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

6 Mayıs 1972’nin 54. yılında; Deniz ol!

 

Bundan tam 54 yıl önce 6 Mayıs 1972’de Ankara Merkez Kapalı (Ulucanlar) Cezaevi’nde üç devrimci; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan büyük bir cüretle göğüslediler ipi. Kendileri için kurulan darağacında, eli kanlı cellatlara dahi fırsat vermeden dillerinde “Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!” sloganları ile yürüdüler ölümün üstüne…Türkiye devrimci hareketinin bu üç yiğit neferi can bedeli sürdürdükleri mücadele ile gelecek kuşaklara büyük bir devrimci miras bıraktılar. Onlar ve ait oldukları kuşak, kurulu düzeni karşılarına alarak mücadele ettiler. Sermayenin egemenliğindeki, halkların kanını akıtan emperyalistlerin baskı ve zorbalık düzeninin parlamento veya ordu darbesi ile yıkılmayacağının bilinciyle, düzeni hedef alan silahlı bir devrimi savundular. Denizler’in, Mahirler’in, İbrahimler’in savunduğu bu fikirler, o zamana kadar hâkim olan mücadele anlayışından; parlamentocu TİP ve orducu darbeci MDD ve YÖN hareketinden bir kopuştu. Onlar bütün teorik eksikliklerine rağmen kurulu düzene karşı silah kuşanarak 71 devrimci kopuşunun inançlı ve devrimde ısrarlı militanları oldular. THKO, THKP-C ve TKP-ML gibi devrimci örgütler kurdular. Bütün bu örgütlerin hiçbiri doğrudan proletarya sosyalizmini savunmasalar da “devrim yapma iradesi ve cüreti” ile hareket ettiler. Nitekim 12 Mart askeri faşist darbesinin asıl amacı da onları ve savundukları düşünceleri ezmek, ayağa kalkmış işçiler, köylüler ve gençler üzerindeki etkisini kırmaktı. Bu nedenle Sinanlar’ı Nurhak’ta, Mahirler’i Kızıldere’de, Üç Fidanı idam sehpasında, İbrahim’i Diyarbakır zindanında katlettiler. Devrimci önderlerin katledilmesi ile doğan boşluk kısa sürede geride kaldı. 1974 yılına gelindiğinde Denizler’in, Mahirler’in, İbrahimler’in kurdukları örgütlerin safları hızla kitleselleşmeye, devrimci irade ve cüret yeniden büyümeye başladı…

Bugün 6 Mayıs 72’nin 54. yılında üç yiğit devrimci önderimizi anıyoruz. Onların mücadele ettiği bu emperyalist kapitalist sistem vahşetinden hiçbir şey kaybetmeden yerli yerinde duruyor. Üstelik Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın her yerinde işçi ve emekçiler emperyalist savaş ve saldırganlık politikalarının kurbanı olmaya devam ediyor. Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf’un omuz omuza savaştığı Filistin halkı büyük bir soykırımdan geçti/geçiyor. 68 Kuşağının ilk derslerini aldığı Küba Devrimi ve Latin Amerika halkları büyük bir emperyalist kuşatma altında eziliyor. Milyonlar açlık ve yoksulluk ile boğuşuyor.

İşte bütün bunlar gösteriyor ki zaman Deniz Olmak, anti emperyalist mücadeleyi kuşanmak zamanıdır. Onlar ki; Vietnam Kasabı Komer’in arabasını ODTÜ’de yakanlar, ABD’nin kanlı donanması 6. Filo’ya Dolmabahçe’yi dar edenlerdir. Onlar ki; İsrail Büyükelçisi Elrom’u cezalandıranlardır. Onlardan devraldığımız birikimi ve anti emperyalist mücadeleyi yükseltmek bugünün en önemli görevidir.

7-8 Temmuz’da emperyalist sistemin savaş aygıtı NATO bu topraklara gelmeyi ve Ankara’da bir zirve gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Halkların katili, iç savaşların, kanlı darbelerin mimarı NATO’ya ve emperyalistlere geçit vermeyelim. Emperyalizme ve NATO’ya karşı Denizler’in cüretini kuşanalım!

İ. Y. Gün

 

 

Dünsüz bugün yoktur...

Katliamların hesabını sormaya!

 

Dersim Katliamı’nın üzerinden 89 yıl geçti. 89 yıl önce sermaye devleti egemenliğini pekiştirmek için Dersim bölgesinde halkın üzerine bombalar yağdırdı. Çoğu kadın ve çocuk on bini aşkın kişi vahşice katledilirken Kürt halkının mücadele önderleri de idam edildi. Kürt halkını asimile etmek ve Dersim bölgesini “Türkleştirmek” için hayata geçirilen bu planlı katliam, bugünkü faşist devletin temellerindeki inkar ve imhayı en çıplak haliyle gösteriyor.

Dünün devlet partisi 4 Mayıs 1937 tarihinde, “Tunceli Tenkil Harekâtı” kararıyla Cumhuriyet tarihinin en karanlık sayfalarından birine imza atıldı. “Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” diyen Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edildi. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 10 binlerce kişi zehirli gazlarla, bombalarla, toplu halde katledildi. On binlercesi topraklarından kopartılıp sürgüne gönderildi. Binlerce Dersimli kız çocuğu evlatlık verilerek ailelerinden koparıldı.

Katliam kararının sermaye devletinin kurucuları Mustafa Kemal, İnönü, Celal Bayar, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak’ın ortak kararı ile alındığını resmî belgeler ortaya koyuyor. Dersim isyanını “haydutluk” olarak tanımlayan Mustafa Kemal, katliama açıkça sahip çıktığını şu sözleriyle itiraf etmiştir:

“Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman gergin bir şekil alan Tunceli’deki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmaları kısa bir sürede ortadan kaldırmış, bölgedeki bu gibi olaylar bir daha tekrarlanmamak üzere tarihe aktarılmıştır.”

Dersim halkının 1937-1938 yıllarında karşı karşıya kaldığı devlet şiddeti bu toprakların tarihinde ne ilkti ne de son oldu. O günün devlet partisi Osmanlı’dan devraldığı katliamcı politikaları sürdürmüş ve bugünlere dek bırakmıştır. Kürt halkına yönelik baskı, inkâr, imha ve asimilasyon politikaları onlarca yıldır sistematik olarak uygulanmaktadır. 

Sermaye devletinin bugünkü temsilcisi AKP de iktidarında bu kirli katliamı istismar etti. AKP şefi Erdoğan 2011 yılında işi “resmi özür” dileme ikiyüzlülüğüne kadar sürdürdü. Dersim halkından özür dileyen Erdoğan iktidarı yıllardır Kürt halkına yönelik kirli savaş politikalarını sürdürüyor. Öte yandan AKP’nin üzerinde yükseldiği dinsel gericilik sermaye devletinin tarihi boyunca gerçekleştirdiği birçok katliamın öznesidir. 1978 Maraş ve Malatya, 1980 Çorum, 1993 Sivas gibi birçok katliamda dinsel gericilik aktif bir rol üstlenmiştir.

Onlarca yıldır katliamların doğrudan hedefi olan Kürt ve Alevi emekçiler bu katliamcı düzene karşı birleşmeli ve mücadeleyi yükseltmelidir. Dersim katliamının hesabını sormanın başkaca yolu yoktur.