Ortaca’da 1 Mayıs mitingi
İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman ilçelerindeki emek örgütlerinin kararıyla Ortaca Cumhuriyet Meydanı’nda kutlandı.
1 Mayıs Tertip Komitesi’nin çağrısıyla bugün sabah saat 10:00’da Ortaca İstiklal Caddesi Kavşağında emek örgütleri ve kitleler toplanmaya başladı. Kortej sıralaması; Başta Eğitim Sen Dalaman Temsilciliği olmak üzere Belediye İş Sendikası, Eğitim Sen Köyceğiz Temsilciliği, Büro Emekçileri Sendikası, Tarım Orkam Sen, Tüm Emeklilerin Sendikası 2017, Ortaca Pir Sultan Derneği, Dalaman Pir Sultan Derneği, CHP, Ortaca Atatürk Düşünce Derneği, Köyceğiz Atatürkçü Düşünce Derneği, Hacı Bektaşi Kültür Vakfı Köyceğiz Şubesi, DEM Parti Ortaca İlçe Örgütü ve Emek Partisi Ortaca İlçe örgütü şeklinde oluşturuldu. Miting alanına doğru yürüyüş, saat 10.45 gibi yaklaşık bin kişiyle başladı. Yaklaşık 3 km’lik yürüyüş boyunca kortej canlılığını korudu ve yürüyüş boyunca “Yaşasın 1 Mayıs”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Kurtuluş sokakta, sandıkta değil”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Biji yek gulan”, “Yaşasın Hakların kardeşliği” sloganları atıldı.
Kortej miting alanına ulaştıktan sonra miting başladı ve ilk konuşmayı Tertip Komitesi adına Eğitim Sen Dalaman Temsilcisi Fevzi Yılmaz yaptı.
Fevzi Yılmaz konuşmasında şunları ifade etti:
“Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun, hiç fark etmiyor. Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz. Bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere, haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.”
Yılmaz konuşmasına Laikliğe yönelik saldırılara, kadın cinayetlerine yönelik saldırılara, okullarda yaşanan şiddet olaylarına, toprakları için direnen İkizköylülere ve direnişin sembolü haline gelen ve cezaevinde olan Esra Işık’a ve yine cezaevinde olan gazetecilere ve sendikacılara vurgu yaparak devam etti.
Konuşma şu sözlerle sona erdi:
“Mücadelemiz, savaş naralarının değil, barış şarkılarının yankılandığı bir dünya ve ülke mücadelesidir. Türkiye’nin toprakları, hava sahası ve askeri altyapısı emperyalist-siyonist ittifakın saldırganlığının hizmetine sunulamaz. Emperyalist-Siyonist saldırganlığa hayır. ABD-NATO üsleri kapatılsın. Güvenlik örgütü değil, bir savaş örgütü olan NATO dağıtılmalıdır. Bölgede barış, ülkede demokrasi için birleşelim”
Yılmaz’ın ardından Köyceğizli bir maden emekçisi olan Durali Yılmaz’a söz verildi. Yılmaz da konuşmasında şunları vurguladı:
“Bizler biliyoruz ki hiçbir üretim, hiçbir kazanç insan hayatından daha değerli değildir. Bugün burada sadece kutlama yapmak için değil; Daha güvenli çalışma koşulları, İnsanca yaşam hakkı ve Alın terinin karşılığını tam alma mücadelesi için bir aradayız. Bağımsız Maden-iş önderliğinde 17 gündür direnen, 9 gündür açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçileri, hak mücadelesini direne direne kazandılar. Yıldırmalara ve saldırılara rağmen yılmadan direnen maden işçileri, örgütlü işçi sınıfının mutlak zaferiyle direnişlerini sonuçlandırdılar. Zaferleri yarınların dört bir yanında ateşlenecek direnişlerin kıvılcımıdır.”
Konuşmalardan sonra miting konser ve halaylarla devam etti.
Kızıl Bayrak / Ortaca
“Biz Taksim’i alacağız!”
Merhaba, ben metal sektöründe çalışan bir kadın işçiyim.
Açlığın her geçen gün arttığı; çalışma koşullarının sürekli ağırlaştığı bir yaşamın içinde ayakta kalmaya çalışıyoruz. Her yıl bir öncekini aratıyor. Gece gündüz çalışmamıza rağmen geçinemiyoruz. Yaşayabilmek için krediye, kredi kartlarına mahkûm edildiğimiz bir sistemin içindeyiz. Devlet, krizin faturasını biz işçilere kesiyor. Maaşlarımızdan alınan vergiler, her gün çıkarılan yeni yasalar ve kesintilerle elimizde kalan da gasp ediliyor. Biz yoksullaşırken patronlar daha da zenginleşiyor. En küçük bir hak arayışında ise işten atma tehdidiyle karşılaşıyoruz. “Dışarıda işsizlik var” diyerek bizleri korkutmaya, sindirmeye çalışıyorlar. Patronların bu saldırganlığına karşı durması gereken sendika bürokrasisi ise çoğu zaman işçilerin değil patronların yanında saf tutuyor.
1 Mayıs’ı geride bıraktık. Daha 1 Mayıs gelmeden devlet baskısı başlamıştı; ev baskınları, gözaltılar, tehditler… Ama tüm bu baskılara rağmen biz biliyoruz ki 1 Mayıs’ın yeri Taksim Meydanı’dır. Orada olmak, orada kutlamak istedik.
Tüm yollar kapatıldı, her yer polis ablukasına alındı. Taksim’e ulaşamasak da sesimizi kısmadık. Korkmadığımızı, susmayacağımızı gösterdik. Bu yıl olmadıysa, gelecek yıl orada olmak için bugünden mücadele etmek zorundayız. Mecidiyeköy’de buluştuk. Yürüyüşe başladığımız anda polis şiddetiyle karşılaştık. Yoğun biber gazı ve plastik mermilerle saldırdılar. Arkadaşlarımız gözaltına alındı. Ama biz geri çekilmedik. Barikatları zorlayarak yürümeye, sloganlarımızı haykırmaya devam ettik. Saldırılar arttıkça direnişimiz de büyüdü. Biz Taksim’i alacağız. Ama mücadele sadece 1 Mayıs’ta değil. İşyerlerinde, fabrikalarda, her gün haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses çıkarmak zorundayız. Çünkü bizim en büyük gücümüz, yan yana çalıştığımız işçi arkadaşlarımızdır. Bir araya gelmeli, birlikte mücadele etmeli ve birlikte sesimizi yükseltmeliyiz.
İkitelli’den metal işçisi bir kadın
1 Mayıs’ın coşkusuyla: 3 başlık, 3 yer
İşçi sınıfı üzerindeki baskı ve sömürü her geçen gün artarken, işçiler talepleriyle meydanlara çıktı. İstanbul’da da 1 Mayıs bu coşkuyla karşılandı.
1 Mayıs İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü, yurdun dört bir yanında coşkuyla kutlandı. İşçi sınıfı üzerindeki baskı ve sömürü her geçen gün artarken, işçiler talepleriyle meydanlara çıktı. İstanbul’da da 1 Mayıs bu coşkuyla karşılandı.
Vergide adalet, insanca yaşamaya yetecek ücret ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması talepleriyle DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla “Demokrasi için 1 Mayıs’ta birleşelim, değiştirelim” şiarıyla Kadıköy’de toplanıldı. Türk-İş’e bağlı birçok sendika da bu kutlamalara katıldı.
Tüm olumsuz hava koşullarına rağmen binlerce işçi Kadıköy’de bir araya gelerek insanca bir yaşam talebini haykırdı. Talepler kuşkusuz önemli ve anlamlıydı. Ancak bu taleplerin haykırılacağı yerin işçi sınıfının tarihsel meydanı olan Taksim Meydanı olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıktı. Ne yazık ki bu yıl da sendikal yapılar bu iradeyi ortaya koymaktan geri durdu.
İkinci başlıkta, Kartal Meydanı’nda Türkiye Komünist Partisi tarafından düzenlenen miting yer aldı. Bu tutum üzerine söylenecek çok şey var ve tartışılmaya devam edecektir. Bu da ayrı bir siyasal irade olarak not edilmelidir.
Üçüncü ve en önemli başlık ise Taksim iradesidir. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması için ısrar eden ve direnen işçiler, tüm engellemelere rağmen Mecidiyeköy’de toplanarak kararlılıklarını ortaya koydu. Bu direniş, İstanbul 1 Mayısı’na daha güçlü bir anlam kazandırdı. İşçi sınıfının meydanı Taksim’dir; bu bilinçle hareket edenler, tüm güçleriyle direnmiş ve bu mücadelenin haklılığını bir kez daha göstermiştir.
Önümüzdeki 1 Mayıslar’da, işçi sınıfının taleplerini ve iradesini kendi tarihsel meydanı olan Taksim’de haykırabilmesi için mücadeleyi büyütmek umuduyla…
İstanbul’dan TÜMTİS üyesi bir işçi
|