Birleşik, kitlesel ve militan bir İstanbul 1 Mayıs’ı için ileri...
Emperyalist savaşa, krizin faturasına, faşist zorbalığa karşı; 1 Mayıs’a
Türkiye’nin ve dünyanın sokaklarında işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin talepleri yükseliyor. Emperyalist savaş ve saldırganlık, sömürü, baskı ve zorbalık her geçen gün artıyor. Dünyanın her yerinde bu saldırılara karşı başta işçi ve emekçiler olmak üzere çeşitli toplumsal kesimler sokaklarda öfkesini haykırıyor. Ülkemizde de bu tepki her geçen gün büyüyor.
8 Mart’ta kadınlar öfkesini sokaklarda dile getirdi, Newroz’da milyonlar alanlarda taleplerini haykırdı. Şimdi 8 Mart’ın kararlılığı ve Newroz’un coşkusuyla 1 Mayıs’ı örgütleme, baharı kazanma sorumluluğu yakıcı bir biçimde önümüzde duruyor.
İşçi sınıfı ve emekçilerin kavga gününe sınıfımızın mücadele birikimi, öfkesi ve direngenliğiyle hazırlanmak; fabrikalardan, mahallelerden mücadeleyi büyüterek 1 Mayıs’a yürümek öncelikli görevlerimizden biridir. Bu doğrultuda; birleşik, kitlesel ve militan 1 Mayıs’ı örgütlemek için daha fazla gecikmeden adım atmak, 1 Mayıs’ın tarafı olan tüm güçlerin sorumluluğudur. Geçmiş yıllarda yaşandığı gibi gecikmeli alınan kararlar ve son günlere kadar süren belirsizlikler; 1 Mayıs’ın güçlü bir çağrıya konu edilmesinin önünü kestiği gibi mücadele azmini de zayıflatmaktadır. Yıllardır yaşanan bu tablonun birçok nedeni olduğunu söyleyebiliriz.
Kısaca ifade edecek olursak:
-Sendikal bürokrasinin gerici tutumları, 1 Mayıs’ın tarafı olan güçleri kendilerine yedeklemeye çalışan ve kendi programını dayatan pratikleri.
-Sol hareketin önemli bir kısmının iddiasızlığı ve sendikal bürokrasiyi eleştirmesine rağmen 1 Mayıs’ı tarihsel ve sınıfsal ruhuna uygun örgütleme iradesinden-çabasından uzak durması. Diğer öneli bir kısmının ise 1 Mayıs süreçlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak sendikal bürokrasinin arkasında konumlanması.
-Bu durumun bir yansıması olarak ortaya çıkan ikili tutumlar (tutarsızlıklar); son anlarda politik bir gerekçe sunmadan, oldu bittiye getirilerek değiştirilen kararlar.
-Taksim iradesi ve iddiasını “dar eylem” pratiğine indirgeyerek; geniş kesimleri taraflaştıracak çabadan ve kitleleri harekete geçirecek bir hattan uzak durulması gibi nedenleri sayabiliriz.
Kuşkusuz hepsini tek tek açabilir, nedenlerine dair çok şey söyleyebiliriz; ancak şimdilik bu değinmeleri yeterli görüyoruz.
Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs’ı hep birlikte örgütleyelim!
Başta da belirttiğimiz gibi, bu sene İstanbul 1 Mayıs’ını gecikmeden ve en geniş birliktelikle örgütlemek kritik bir yerde durmaktadır. En azından bu doğrultuda 1 Mayıs’ın tüm taraflarının eşit söz ve karar hakkına sahip olduğu tartışma zemini yaratmak, tarihsel ve sınıfsal özüne uygun güçlü bir 1 Mayıs örgütlemenin ilk adımlarından biridir.
İşçilerin ve emekçilerin üzerindeki baskı ve sömürü artarken, savaş ve saldırganlık yeni boyutlar kazanırken tüm bunlara karşı birleşik bir duruş sergilemek acil ve zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaca yanıt vermek ise 1 Mayıs’ın tarafı olan güçlerin temel görevidir. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçmamalı; gerçek ve samimi adımlar atarak üzerine düşeni yapmalıdır.
1 Mayıs’ın tarihsel anlamı ve 2026 1 Mayıs’ının çağrısı budur.
Ayrıca, uzun yıllar sonra 1 Mayıs’ın salonlardan, dar etkinliklerden çıkarılıp meydanlara taşındığı 1976 1 Mayıs’ının da 50. yılındayız. Gün yarım asır önce 1 Mayıs’ı meydanlara taşıyan iradeyi kuşanma, sermayenin tüm dayatma ve saldırılarına karşı güçlü bir pratiği örgütleme günüdür.
Bunun gereği ise daha fazla vakit kaybetmeden, hiçbir bahanenin arkasına saklanmadan en geniş birlikteliği sağlamak için samimi adımlar atmaktır. 50 yıl önce Taksim’e akan işçilerin coşkusuyla; birleşik, kitlesel, militan ve Taksim’i hedefleyen bir 1 Mayıs için seferber olmaktır.
Bu bilinç ve kararlılıkla; devrimci-ilerici güçleri, işçileri, emekçileri ve gençleri, 1 Mayıs’ı tarihsel özüne uygun örgütlemek ve baharı kazanmak için birlikte adım atmaya çağırıyoruz.
Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Sosyalizm!
Taksim 1 Mayıs alanıdır!
İstanbul Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu
Ankara’da 1 Mayıs çağrısı
Krizin faturasına, faşist baskılara, emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı yaklaşan 1 Mayıs’ı kavga tarihimizden aldığımız güçle örgütlüyoruz!
2026 1 Mayıs’ına sermayedarların işçi ve emekçiler üzerindeki sömürüsünü dizginsizleştirdiği, iktidarını sürdürebilmek adına faşist baskılarını artırdığı, emperyalist savaş ve saldırganlığın Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında tırmandığı bir süreçte giriyoruz.
Krizin derinleşen faturası işçi sınıfının sırtına yükleniyor, çalışma ve yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşıyor. Krizi fırsata çevirip kar rekorları kıran sermaye sınıfı, işçi sınıfının elinde kalan son hak kırıntılarına da göz dikmiş durumda.
Patronlara hizmette kusur etmeyen AKP iktidarı, tüm toplumu sindirmeyi hedefleyen saldırganlığının dozunu artırmaya devam ediyor. Hakkını arayan işçiye saldırıyor; grevleri, direnişleri, eylemleri yasaklıyor. Mücadele eden sendikacıları, yapılan yolsuzlukları ifşa eden gazetecileri, geleceğine sahip çıkan gençleri tutukluyor. Yağdırılan ceza indirimleri ile kadın cinayetlerine davetiye çıkarıyor. Kardeş Kürt halkını ise çözüm beklentisiyle oyalamaya ve sindirmeye çalışırken üzerlerindeki baskı ve inkar politikalarını artırarak sürdürüyor. Toplum nezdinde kaybettiği meşruiyetini zorbalıkla elde etmeye çalışıyor.
1 Mayıs’a giderken bir diğer yakıcı gündem olan emperyalist savaş ve saldırganlık ise dünyanın dört bir yanında artarak ilerliyor. İşçisi, emekçisi, kadını, genciyle dünya halklarına kan kusturuluyor. Başta Ortadoğu, bugünlerde ise İran halkı Emperyalist-Siyonist saldırganlıkla kuşatılmış durumda. Yüzlerce insan çocuk, genç, yaşlı demeden göz göre göre barbarca katlediliyor.
Üstelik emperyalist barbarlığın savaş örgütü olan NATO, yapacağı zirveyle dünyayı kan gölüne çevirmenin yeni planlarını hazırlamak için Temmuz ayında Ankara’da toplanıyor.
Tepeden tırnağa çürümüş, kokuşmuş bu düzenden sorulacak hesabımız var!
İşte 2026 1 Mayıs’ını böylesi bir atmosferde karşılıyoruz. Bugün işçi ve emekçilerin önünde iki seçenek duruyor. Ya bu tepeden tırnağa çürümüş düzenin içinde bizler de çürüyeceğiz, ya da sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünyayı kendi ellerimizle kuracağız.
Sınıfımızın can bedeli direnişlerle mücadele tarihimize kazıdığı bu şanlı günü, 1 Mayıs’ı, emperyalist-kapitalist sömürü düzenine karşı kavga bilinciyle örgütleyeceğiz.
Sermaye sınıfının sömürüsüne, milyonlarca işçi ve emekçinin mahkum edildiği kölece çalışmaya ve yaşama karşı işçi sınıfımızın örgütlü gücünü açığa çıkarma iradesiyle,
Faşist baskı ve zorbalığa boyun eğmeme cüretiyle,
Emperyalist saldırganlığa ve NATO barbarlarına bu topraklarda geçit vermeme kararlılığıyla 1 Mayıs’ı örgütlüyoruz!
Biz sermaye iktidarının başkenti olan Ankara’da çeşitli iş kollarından işçiler, emekçiler olarak bir araya gelerek Emeğin Kurtuluşu Ankara 1 Mayıs Hazırlık Komitesini bu bilinç ve kararlılıkla kurduk. Önümüzdeki 1 Mayıs’ı bu sömürü düzenine karşı sosyalizm mücadelesini yükseltme çabasıyla hep beraber örgütlemek için tüm işçi ve emekçileri saflarımızda yer almaya, gücümüze güç katmaya çağırıyoruz.
Emeğin Kurtuluşu Ankara 1 Mayıs Hazırlık Komitesi
|