İçindekiler:

15 Nisan 2026
Sayı: KB 2026/03

1 Mayıs'ın çağrısı
İran'a emperyalist saldırı
Hürmüz Boğazı krizi ve aranan "çözüm"
"Kolay zafer" beklentisinden büyük çıkmaza...
Kanlı ellerinizi Ortadoğu'dan çekin!
İran savaşı ve gösterdikleri
İran savaşı, emperyalist planlar ve Kürtler
Trump'ın İran politikası
"Halkların katili NATO defol!"
BDSP: İşçilerin birliği, halkların kardeşliği!
"Gözünü kan bürümüş şebeke"
Emperyalist savaş ve "istikrar"
Ulusal sorun ve hareketlerin "yeni dünya düzeni"ndeki yeni tablosu
Komisyon Raporu ve "yeni süreç" gerçeği
Ortadoğu'da savaş, dünyada kriz!
Barbarlığın adı: Barış Kurulu
1 Mayıs'a doğru
Savaşa karşı olmak, kapitalizme karşı olmaktır!
"Güçlü bir 1 Mayıs'ı örgütlemek gerekiyor"
İstanbul 1 Mayıs'ı için ileri
NATO defol!
NATO Zirvesi yaklaşırken, gençlik ve emperyalizm
Dardanel direnişi deneyimi üzerine...
Kadın emeği sömürüsüne açılan pencere: Dardanel
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

“Güçlü bir 1 Mayıs’ı örgütlemek gerekiyor”

 

Dev Turizm-İş Genel Sekreteri Gökhan Aslan ile yaklaşan 1 Mayıs’ı konuştuk…

İşçi sınıfına, emekçilere ve halklara dönük saldırıların arttığı; emperyalist savaşların ve hesaplaşmaların faturasının emekçilere ödetilmeye çalışıldığı bir süreçte 1 Mayıs yaklaşıyor. İşçi ve emekçilerin taleplerinin öne çıktığı bu 1 Mayıs’ın gündemi ve talepleri nelerdir?

Gökhan Aslan: 2026 1 Mayıs’ına hem dünyada hem bölgemizde savaşların ve emperyalist haydutluğun arttığı, Türkiye’de ise yoksulluğun giderek derinleştiği bir dönemde gidiyoruz. Bir yanda bölgemizde yaşanan çatışmalar ve gerilimler sürüp giderken, Türkiye’de de hayat pahalılığı emekçilerin yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Uygulanan politikaların ve yaşanan gelişmelerin bedeli ise yine işçilere, emekçilere ve halkın geniş kesimlerine ödetiliyor.

Bugün milyonlarca insan için en temel mesele geçim derdidir. Elektriğe, doğal gaza, ulaşıma, gıda maddelerine ve kiralara yapılan zamlar, emekçiler için hayatı her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Barınma, gıda, enerji gibi en temel ihtiyaçlar bile günden güne daha pahalı hale geliyor. İnsanlar kirayı, faturayı ve mutfak masrafını nasıl karşılayacağını düşünerek yaşamaya çalışıyor.

Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, yoksulluk sınırının ise emekçilerin neredeyse tamamı için ulaşılması mümkün olmayan bir noktaya çıktığı bir dönemdeyiz. Yoksulluk derinleşiyor, güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor, geleceğe dair kaygılar artıyor. 

Bu nedenle 1 Mayıs’ın gündeminde en başta insanca yaşanacak bir ücret talebi yer almalıdır. Güvenceli çalışma, sendikal hakların önündeki engellerin kaldırılması ve işçi sağlığı ile güvenliği önlemlerinin gerçekten uygulanması emekçilerin en temel talepleri arasındadır. Aynı zamanda barınma, gıda ve enerji gibi en temel ihtiyaçlara insanca koşullarda erişim de bu mücadelenin önemli başlıklarından biridir.

1 Mayıs, emeğin görünmez kılınmak istendiği bir düzende işçi sınıfının kendi gücünü hatırladığı gündür. Büyüyen yoksulluğa, güvencesizliğe ve adaletsizliğe karşı emekçilerin sözünü ve taleplerini meydanlarda daha güçlü bir şekilde dile getirdiği bir 1 Mayıs’a bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

İşçi ve emekçilerin kendi talepleriyle güçlü katılım sağladığı bir 1 Mayıs’ı örgütlemek için neler yapılmalıdır? 1 Mayıs yaklaşırken nasıl bir süreç örgütleyeceksiniz?

Gökhan Aslan: 1 Mayıs güçlü olacaksa bu, biraz da yıl boyunca yürütülen çalışmaların birikimiyle mümkün olur. İşyerlerinde kurulan temaslar ve yürütülen örgütlenme çalışmaları o gün alanlara yansır. 1 Mayıs aynı zamanda dünyanın birçok yerinde kutlanan İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’dür. Bu nedenle işçi sınıfının kendini gösterdiği, sözünü söylediği bir gün olması bakımından ayrı bir yerde durur.

Bu nedenle 1 Mayıs’a giderken sabırlı ve ısrarlı bir çalışma yürütmek gerekiyor. İşyerlerinde olduğu kadar işçilerin yaşam alanlarında da temas kurmak; mahallelerde, servislerde ve emekçilerin buluştuğu alanlarda onlarla yan yana gelmek önemlidir. Elbette çeşitli propaganda çalışmaları da yapılması, geniş emekçi kitleler alanlara çağrılmalıdır. Ama işçilerle birebir temasın olduğu, insanların yan yana gelip konuşabildiği bir sürecin kurulması çok daha önemlidir.

Biz de kendi iş kolumuzda bunu yapmaya çalışıyoruz. Turizm iş kolunda çalışan emekçilerin yaşadığı mobbing, taciz, düşük ücretler ve uzun çalışma saatleri gibi sorunlar üzerinden işçilerle bir araya gelmeye, bu sorunları konuşmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda şunu da göstermeye çalışıyoruz: Bu sorunlar tek tek bir işçinin sorunu değildir; turizm sektöründe çalışan yüz binlerce emekçinin ortak sorunudur. Dolayısıyla buna karşı birlikte söz söylemek mümkündür ve gereklidir.

1 Mayıs’a giderken de turizm işçilerinin yaşadığı bu sorunların ve taleplerin alanlara taşınması için bir çaba içinde olacağız. Çünkü güçlü bir 1 Mayıs, biraz da böyle bir birikimin sonucu oluyor.

Tarihsel ve sınıfsal özüne uygun bir 1 Mayıs için sendikalara, emek meslek örgütlerine, siyasal parti ve kurumlara düşen görevler nelerdir?

Gökhan Aslan: Bugün hem dünyada hem de Türkiye’de yürütülen politikaların yarattığı ciddi bir huzursuzluk ve öfke birikimi var. Derinleşen yoksulluk, savaş politikaları ve baskı ortamı geniş halk kesimlerinde bir çıkış arayışını da beraberinde getiriyor. İnsanlar yaşadıkları sorunların farkında; biriken bir öfke var. Ancak bu öfkenin nasıl bir kanala akacağı meselesi hala önemli bir soru olarak duruyor.

Bu açıdan halkın yalnızca izleyen değil, söz kuran ve özneleşen bir güç olarak ortaya çıkabildiği bir 1 Mayıs pratiği, toplumsal özgüveni de büyütebilir. En geniş toplumsal muhalefet kesimlerinin, farklı mücadele dinamiklerinin yan yana gelebildiği güçlü bir irade ortaya çıkarsa bunun geniş kitlelerde cesaret yaratacağını düşünüyoruz. Böyle bir tablo aynı zamanda toplumda “yan yana gelme, birlikte mücadele etme” duygusunu da güçlendirir.

Elbette 1 Mayıs’a dair farklı yaklaşımlar, farklı değerlendirmeler ortaya çıkabilir. Bu son derece doğaldır. Ancak bu farklılıkların birbirini karşı karşıya koyan, kutuplaştıran bir tartışmaya dönüşmemesi çok önemlidir. Çünkü böyle bir tablo en çok toplumsal muhalefetin ortak zeminini zayıflatır ve bundan kazançlı çıkan siyasi iktidar ve sermaye olur.

Bu nedenle ihtiyaç olan şey, ortaklaşma imkânlarını güçlendiren bir yaklaşımdır. Olabildiğince en geniş mücadele dinamiklerinin, en geniş toplumsal muhalefetin yan yana gelebildiği güçlü bir 1 Mayıs’ı örgütlemek gerekiyor. Bunun da ancak sabırlı, birleştirici ve sorumluluk duygusuyla yürütülen bir hazırlık süreciyle mümkün olacağını düşünüyoruz. Bu konuda bütün mücadele dinamiklerinin bu sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Son söz olarak neler demek istersiniz?

Gökhan Aslan: Son olarak, bu vesileyle başta turizm emekçileri olmak üzere tüm işçi sınıfını 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya çağırıyoruz. Birliğin, dayanışmanın ve mücadelenin büyüdüğü bir 1 Mayıs’ta buluşmak dileğiyle… Kızıl Bayrak gazetesi emekçilerinin de 1 Mayıs’ını şimdiden kutluyoruz.

Kızıl Bayrak / İstanbul